tutunmaya çalışanlar

Bazıları vardır.  Ne olmak istediklerine tam olarak karar verememiştir onlar. Bir çocuk misali bir gün şunun gibi öteki gün bunun gibi olmak isterler, artık o vakit ne izlemişlerse ne dinlemişlerse ondan etkilenmişliklerine göre. Fakat  bunlar çocuk yaşta olmadığı için hoş karşılanmazlar şu ya da bu güruh tarafından. Bu güruhlar kendi taraflarında görmek ister herkesi, onlardan olmayanın yeri yoktur orda, fakat bu bazıları yine de arayışlarına cevap verebilmek için bu güruhların kimi zaman birinde kimi zaman ötekinde sürekli bulunmaya çalışırlar. Aramaktadırlar. Bulamazlarsa yaşamalarının bir anlamı yoktur çünkü. Yüreklerinin sessiz çığlıklarını duyanlar olur belki diye ümitle bakarlar insanlara. Bir işaret yeter, küçük bir anlayış belirtisi… mutlu olurlar o zaman, tekrar hayal kırıklığına uğramak için…kimisi de tecrübelidir, o kadar kolay ümitlenmez artık, bu sefer de karamsarlıkla suçlanır bu tipler; kim bilir belki de gerçekten öyledirler, ya da öyle olmaya itilmiştirler. Karamsar ve anlamsız yaşantılarında, anlamlı ve neşeli olamaya çalışarak kendilerine ait olmayan bir  dünyayı sığıntı olarak yaşamaya devam ederler.

Kimi vakit sebepsiz umutlanır, her şeyi güzel görürüler o vakit. Bu mutluluğun sebebi küçük bir anlayıştır belki, belki de tertemiz doğan bir sabah. Evet, her şeye rağmen doğayı ve sanatı sever bu bazıları, kendilerinden beklenmeyecek kadar. Lakin kahrolası belirsizlik yakalarını er-geç yakalar, ve yine düşünceler…Rabbi sinden ziyade gidecek kimse bulamayıp durulurlar ancak. O’ndan başka anlayan yoktur zaten onları. Onlar bile kendilerini anlayamamışken, başkalarından çok da anlayış beklemezler.

Kendilerine ait küçük adalarında ya da odalarında-yalnızlıklarıyla baş başa kaldıkları herhangi bir yerde- kitaplarını karıştırarak huzur bulurlar. Burada yalnızlık dostudur onların, kalabalıklar arasında yaşadıkları yalnızlıklarına inat.  Bu odadan dışarı  çıkmama kararı alırlar bazen, madem burada mutludurlar… fakat gariptir ki bu canlılar toplum içinde yaşamak için vardırlar sanki. Kendilerini anlayacak birilerinin umuduyla etrafta dolaşmalıdırlar.  Yani daimi değişen ruh halleri onları bu oda tesellisinden de uzak tutar.

An gelir küserler, an gelir kendilerini özel hissederler. Sonra bazen gülerler aptallıklarına. Sonra gerçekten aptal olabilir mi insan diye düşünürler. Kime göre aptallıktır düşünceleri, bunun terazisini kim tutar. Bir düşünce hangi aşamadan sonra aptallaşmaya başlar. Anlamadık demezler de dalga geçerler, ancak dalga geçmeyi bilirler… Hiçbir anlam ifade etmemelerine isyan ederler. Olmak isteyip olamamalarına, hala olmaya çalışmalarına ve olmayı istemelerine, düzene, düzen diye kendilerine öğretilenlere, onları bu hale getirenlere ve her şeye… sonra isyanlarından utanırlar. Rablerine dönüp özür dilerler. Rablerine döndükleri için de utanırlar çünkü dönmek için ayrılmak gerekir, ayrıldıkları için utanırlar. Yine duygularının esiri olmuşlardır. Halbuki mantıklı olarak geçinirler insanlar içinde. Aslında onlardır, duygularının yoğunluğunda boğulan ve yine onlardır bu halleri açık olur diye ödleri kopan.

Bir çok kez dönüp bakarlar kendilerine; hata nerdedir? Daha da bunalırlar bu vakit. Herkeste işleyen çözümler onlarda işlemez olur. Belki çözümlere bile kendilerini teslim edemediklerinden.

Yanılgılardan hoşlanmazlar, ya da sıradan olmaktan. Hatta en büyük korkularıdır sıradan olmak. Bu acı gerçekle yüzleştikleri vakit çektikleri ıstırap anlatılamaz. Fakat  o kadar sıkılırlar ki, bazen de sıradan olabilmeyi isterler. İşte bu kadar ne olmak istediğini bilmez haldedirler. Sonuç olarak ne sıradan olmanın getirmiş olduğu nimetleri, ne de sıradan olmamanın getirmiş olduğu nimetleri yiyebilirler. Her zaman aç kalmaya muteber bir kaderleri vardır. Kimi zaman da bu hallerine duacı olurlar. Sonra bu şükrünün kendi beceriksizliklerine bir kulp olduğunu savunup,kendilerini acımasızca eleştirirler ve yine küserler; kendilerine, hayata.

Tek başınadır onlar. Tek başlarına yaşayıp, tek başlarına göçmeye mecburdurlar. Sessiz sedasız, ayak izleri kalmadan. Bunu hiç sindiremezler, oturup bir şeyler karalamak, çizmek, söylemek isterler. Beceremezler. Ya onlar hayatı anlamalıdır, ya hayat onları. Bu arzuyla yanıp tutuşsalar da sabretmeyi de beceremezler. Arkada bırakacak ancak küçük bir giz ümidiyle intiharı düşünürler. Tam bu anda Rableri yetişir imdatlarına. “Ey kulum, Ben sana yetmez miyim?” der.

Yetersin Rabbim. Hem de öyle bir yetersin ki, tüm dünya bana yetmek için toplansa bu kadar yetemez. Sen benim gören gözüm, işiten kulağım bile olursun, onların hiç biri bunu yapamaz. Ben batarım, batarım da Senden ziyade kimseden ümidim kalmaz. Sen o ümidim yüzü suyu hürmetine beni kaldırırsın. Senden gayrısı gözümün yaşına bakmaz, bakamaz. Ne alâdır ki, Senden medet ummuş olmak Seni hoşnut eder. Sen sebebini bilmediğim sıkıntılarımın ve adını koyamadığım hastalıklarımın tedavisi olursun. Ben yine batarım, Sen bir kere daha çıkartırsın ve sonra ben yine batarım, Sen yine yine çıkartırsın. Ve ben TUTUNMAYA ÇALIŞIRIM. Tutunamayangillerden olmama rağmen Senin aşkınla tutunmaya çalışırım.Pişman olurum isyanlarımdan, yaptıklarımdan ama yine Sana sığınırım, yine ümitlenirim ve yine tutunmaya çalışırım. Düşerim düşerim de Sana secdede bile laçkalaşırım, sonra yine Seni anar, ayağa kalkıp tutunmaya çalışırım. Senin varlığındır beni tutunmaya sevk eden. Senin aşkındır beni var eden. Bunu düşünür düşünür coşarım ve ben yine tutunmaya çalışırım. Seni üzerim, Seni kırarım hiç de pişmanlık duymam, şımarırım,kendimi bilmem sonra kendime lanetler yağdırır yine sana yalvarır tutunmaya çalışırım. Döner bakarım, kendime lanet yağdırmama pişman olur  yine sana yalvarırım. Bende var olan Senin parçandır kendime lanet Sana da dokunur. Evet Sen bana Senden parça verecek kadar değer verdin. Bunu düşünür coşarım sonra yine tutunmaya çalışırım.

Sözlerin bittiği yerde bir müddet durur kalırım. Öyle olur ki tutunmaya çalışmak için sözlere ihtiyaç kalmadığını anlarım. İşte o zaman kalp dile gelir Sana sımsıkı yapışırım. O zaman tutunmayı bırakırım, benim tutunmama ihtiyaç kalmaz Sen beni tutarsın. O ana kadar ben hep tutunmaya çalışırım…